Depresyon ve Uyku Bozuklukları PDF Yazdır ePosta
Uyku ve Uyku Bozuklukları
Neylan’a (1995) göre majör depresyonu olan hastaların %90’ında uyku bozulmuştur ve depresyon klinik olarak remisyona(Düzelme) girdikten sonra da uykunun fizyolojisindeki bozukluk devam edebilmektedir.

Depresyon ve uyku bozuklukları arasındaki ilişki:
Depresyon ve uyku bozuklukları arasındaki ilişki  için üç hipotez değerlendirilebilir.(Neylan,1995).İlk olarak,uyku bozukluklarının depresyonun bir epifenomeni olduğunu ileri sürebiliriz.Bunun sonucu olarak,depresyon sırasında uyku bozukluğunu tedavi etmek aynı zamanda  depresyonuda tedavi etmek anlamına gelmektedir.

İkinci hipotez,duygudurum bozukluğunun,primer(birincil) uyku bozukluğunun bir epifenomeni olabileceğidir.Son olarak,uyku bozukluğu ve depresyonun çakışan mekanizmalara sahip olduğu düşüncesi,pek çok deneysel veri nedeniyle muhtemelen en çok tatmin edici hipotezdir.(Reynolds ve Kupfer,1987).

Depresyondaki uyku özellikleri:
Depresyonun klinik alt tipine bağlı olarak,hastalar uyku bozukluklarının değişik biçimlerinden yakınabilirler.Şu anda gördüğümüz gibi,uykuya dalmanın gecikmesi,uyuma süresinin uzaması ve sabah erken uyanmadan oluşan insomnia oldukça yaygındır.Bu form,unipolar duygudurum bozukluklarında yaygındır(Depresyon nöbetleriyle giden hastalık).Atipik ve bipolar bozukluklar(Bipolar=Manik Depresif Bozukluk) başka tür uyku bozukluklarıyla ortaya çıkabilirler;gündüz uyku eğiliminin artması nedeniyle toplam uyku süresinde artışların görülmesi mümkündür.Polisomnografik(uyku süresince çekilen beyin elektrosu) çalışmalar,bu uyku değişikliğinin yalnızca kantitatif değil,aynı zamanda kalitatif olduğunu doğrulamıştır.Başlangıç REM (Hızlı göz haraeketlerinin olduğu uyku dönemi) latensi kısalmıştır ve hastalar,uykuya daldıktan sonra 50 dakikadan az bir süre içinde REM’e girmektedirler.(Nahon ve Hedouin,1988).Bu da depresyonun bir belirtisi olarak değerlendirilmektedir.Etkin bir tedaviden sonra,yavaş dalga uykusunun ve hızlı göz hareketleri(REM) latensinin azalması devam edebilmektedir.

Bunun ötesinde,bu anomalilerin devam etmesi sonraki tekrarlamalar bir işaret olabilmektedir(Giles ve arkadaşları,1987).Depresif durumun devam etmesi ile tekrarlar arasındaki sınırı kesin olarak tanımlamak çok güç olduğundan bu veriler dikkatle ele alınmalıdır.Aslında,uyku bozukluklarının daha sonraki gelişmeler için bir gösterge olmaktan çok,etkin olmayan bir tedavinin işareti olması muhtemeldir.

Depresyon sırasında uyku bozukluklarının etkileri:
Uyku bozukluklarına neden olan her hastalık,genel sağlık sorunlarından dolaylı olarak sorumludur ve bu depresyon içinde doğrudur.Şu anda gördüğümüz gibi,depresyon sırasındaki uyku bozuklukları nedeniyle homeostazı(vucudun dengesi) onarma kapasitelerine sahip olmadıkları için,hastaların kıramadıkları bir tür kısır döngü mevcuttur.Bu nedenle,hastaların normal yaşamlarını(mesleki,sosyal ya da cinsel) sürdürmeleri mümkün olmamaktadır ve böylece bu belirtilere ek olarak kalitesiz yaşam spektrumuyla karşı karşıya kalmaktayız.

İyi yaşam kalitesini nelerin oluşturduğunu tanımlamak oldukça güçtür.Öte yandan,çoğu insan iyi yaşam kalitesini kolayca tanımlayamasalar bile,bunun olmadığı durumları kolayca fark edebilirler.Depresyondan yakınan hastaların   iyi kalitede bir yaşam sürdürdüklerini asla görmüş değiliz.Depresyon nedeniyle hospitalize(yatırılan) edilen hastalar genellikle semptonların(şikayetleri-belirtileri) içinde en kötülerinden biri olarak değerlendirdikleri uyku bozukluklarının daha iyi tedavi edilmesini talep etmektedirler.

Depresyon ve uyku bozuklukları arasındaki bağlantı ne olursa olsun,depresyon sırasında yaşam kalitesini ve tedavi gerekliliklerini güçlü bir biçimde etkileyen uyku bozukluğunun genellikle var olduğunu belirtmek istiyoruz.

Depresyon sırasındaki uyku bozukluklarının tedavisi:

Öncelikle depresyonu tedavi ediniz.

Depresyon tedavisinde, klinik tip ne olursa olsun,başlıca amaç hızlı ve mümkün olan en az yan etki ile depresyonu tedavi etmektir.Bunun sonucunda,depresyonun bir semptomu olarak uykusuzluk,tedavide kendi başına bir öncelik taşımamaktadır.Bu,başlangıçta bir hipnotik(uyku ) ilacının verilmemesi gerektiği anlamına gelmemektedir.

Ancak,uyku bozukluğunun tipine göre antidepresan ilaç seçimi değişmektedir.Trisiklik antidepresanlar daha etkin bir biçimde iyi uyku kalitesini geri kazandırabilir,ancak öte yandan,gündüz sedasyona neden olabilir.

Spesifik olmayan tedavi:

Depresyon sırasında ortaya çıkan veya depresyondan bağımsız görülen uyku bozukluklarının tedavisi,özellikle kronik insomniadan yakınan hastalarda,sıklıkla hipnotik ilaçlara bağımlı olmaları nedeniyle çok güç olabilmektedir.Uyku eğitimi ve uyku hijyeni (Espié,1993)’’küçük silahlarıdır,’’ancak uykunun kalitesini büyük oranda değiştirebilmektedir.(Şekil 1).Uyku bozukluklarının davranışçı yaklaşımlarla tedavisi de mümkündür ve bunun her hasta için ‘’a la carte’’ uyku tedavisi sunmak gibi özel bir avantajı bulunmaktadır.(Espié,1993) (Şekil 2);çünkü unutulmamalıdır ki,her hastanın kendisi için ideal olan bir uyku paterni vardır.

Spesifik tedavi:

Ulusal Sağlık Enstitüsü uyku bozuklukları fikir birliği konferansı’na göre,depresyonda ortaya çıkan sürekli uyku bozukluklarında daha ileri değerlendirmekler gerekmektedir(1984).Bu değerlendirmeler uyku bozukluklarını provoke eden her türlü hastalığın ya da tedavisinin dışlanmasını içermektedir.En önemli soru kullanılacak ilacın çeşididir.

Bu belirli soruya ilişkin ulaşılmış bir fikir birliği mevcut değildir ve böylece gerçek sonuca erişilmiş değildir.Hipnotik ya da anksiyolitik ilaç kullanımı için mutlak bir kural bulunmamaktadır:’’İlaç kullanımı ne kadar kısa olursa,hasta için o kadar iyidir.’’

Depresyon sırasındaki uyku bozukluklarının     tedavisine ayrılmış bu bölümü bitirirken,depresyonun’’başlangıçtan itibaren,’’uyku bozukluklarının ise sekonder olduğunu vurgulamak istiyoruz.Sonuç olarak,antidepresanlar tedavide ilk basamak ilaçlardır ve hipnotik kullanımı sistemik olmamalıdır.

Sonuç:

Giriş bölümünde belirtildiği gibi,yaşam kalitesi üzerindeki sonuçları bakımından uyku bozuklukları,kötü yaşam kalitesi için güçlü bir etkendir.Bu soruyu iki farklı açıdan ele alabiliriz:Bireyin bakış açısı ve kolektif bakış açısı.Bireylerdeki sonuçlar iki farklı biçimde görülmektedir:İlk olarak uyku kalitesinin kötü olması nedeniyle,pek çok çalışma,uyku bozukluğunun,obeziteye benzer şekilde,erken ölüm açısından   bir gösterge olduğunu göstermiştir(Shapiro ve dement,1993).İkinci olarak,üretkenlik ve performans üzerindeki sonuçları bakımından,stres,anksiyete,yorgunluk düzeyi artışı ve sağlığın bozulması açısından dolaylı bir etkendir.Psikiyatrik hastalarda,özellikle de depresif olanlarda,uyku bozukluklarının daha iyi anlaşılması ve tadavisinin,hekimlerin bu bozukluğu daha iyi tanımaları için iyi bir fırsat olacağını umut ediyoruz.Bu şekilde diğer psikiyatrik olmayan hastalarda uyku bozukluklarının tedavisi daha kolay olacaktır.Gelecek yıllarda en heyecan verici uğraşlarımızdan biri bu olacaktır.

Nonspesifik tedavi

UYKU EĞİTİMİ

Uyku dönemleri ve evreleri:

- Uyku üniter bir olgu değildir. Non REM ve REM uyku uyku evreleri döngüsel olarak ortaya çıkmaktadır.

- Uykunun 3.ve4.dönemleri daha çok onarıma yöneliktir.

Uyku fonksiyonları ve etkileri:

- Uyku vücudun iyileşmesine yardımcı olur.Beyin, uyku sırasında bilgi işleme ve depolama

açısından aktifdir.Uyku kendi dengesini bulabilecek doğal bir süreçtir.

Uykunun gelişimsel değişiklikleri:

Yaşın ilerlemesi dönem yapısına değişiklikler getirmektedir. Erişkin hayatın geç dönemlerinde,daha az’’derin uyku’’(dönem 3 ve 4)ve daha fazla’’hafif uyku’’ (dönem 1ve 2)ve daha fazla uyanmalar yaşanması normaldir.

Egzersiz:
Öğlenden sonra geç saatler ya da çalışmanın erken saatleri en iyi zamandır.Yatma saatine

yakın egzersiz yapmaktan kaçının.Formları iyi olan kişiler daha kaliteli uykuya sahiptirler.

Diyet:
Yatma saatinden önce yenen yemekler hafif olmalı ve sıvı alımı sınırlı tutulmalıdır. Rutini korumak en iyisidir. Kafein:kahve,çay ve kola kafein içerir. Tüketimiorta derecede olmalıdır.

Alkol:
Hipnotik amaçla düzenli kullanımı  uyku paternini bozmaktadır.Sıcak,sütlü içecekler tercih edilmelidir.

Çevre:
Yatak ve yatak örtüleri rahat olmalıdır. Oda ısısı 18’C (65’F) civarında tutulmalıdır.Akut olarak ortaya çıkmadıkça insanlar gürültüye genellikle uyum sağlamaktadır.

OPTİMAL BİR UYKU PATERNİNİN OLUŞTURULMASI

1. Adet yada alışkanlık nedeniyle değil,yalnızca’’çok uykulu’’olduğunuz zaman yatmaya gidiniz.

2. Uykulu olma durumunun hemen ardından izlemeniz gereken bir eşik zaman belirleyiniz. Bu süre ile uyanıklık süresinin arası tipik uyku süresi ortalamasına eşit olmalıdır.
3. Uyuma kararı verir vermez ışığı söndürünüz.
4. Yatakta kitap okumayınız ya da televizyon seyretmeyiniz; bunlar uyanıkken yapılacak etkinliklerdir.
5. 5-20 dakika içinde uykuya dalmazsanız,yataktan kalkınız ve bir başka odada kendinizi yeniden çok uykulu hissedinceye kadar oturunuz ve gevşeyiniz.
6. Madde 5’i,gerektiği kadar ve uzun süre uyanık kalacaksanız tekrarlayınız.
7. Her gün aynı saatte uyumak üzere saati kurunuz. Bu sizin gündüz uyanıklık şemanızın dayanma noktasını simgelemelidir.
8. Gün boyunca uyumayınız.
9. Bir önceki uykunuzun kötülüğünü telafi etmek için alışkanlığınızdan daha fazla uyumayınız.

10. Bu programa,etkin ve düzenli uyku paterni oluşturmak için birkaç hafta kesinlikle uyunuz.

Kaynak: Survector Bilimsel Dizisi