Uzm. Psk. İzzet Kan Makaleleri
Dr. Nihat Kaya Makaleleri
Günün Sözü-Öğüdü
| Normal Uyku Fizyolojisi |
|
|
|
| Uyku ve Uyku Bozuklukları | |
|
Uyku,uyanıklık durumundan olduğu kadar,birbirinden de farklı olan iki ayrı fizyolojik durumdan oluşmaktadır;bu bölümler REM(hızlı göz hareketleri)ve nonREM uykusu olarak bilinmektedir. Bu iki durum normal uyku sırasında sürekli olarak ortaya çıkmaktadır.Non REM uykusu özellikle gecenin ilk üçte birlik dilimi sırasında önemlidir;bu elektroensefalografide (EEG)’’iğcikler’’,’’K kompleksleri’’ve daha sonra’’yavaş dalga uykusu’’ile karakterize olan derin uyku durumudur.REM uykusu ilk olarak 90 dakikalık nonREM uykusundan sonra ortaya çıkmaktadır.Bu uyku EEG’de daha yoğun bir aktivite ile karakterizedir;aslında rüyaların çoğu REM uykusu sonrasında ortaya çıkmaktadır.Gece ilerledikçe nonREM uykusu süreleri kısalmakta ve REM uyku süreleri uzamaktadır. Normal uyku fonksiyonları: Shapiro ve Flanigan’a göre(1993),insan hayatında önemine ilişkin kesin bir teori bulunmamaktadır.Bir çok yazar tarafından değişik modeller geliştirilmiştir. 1. Enerjinin korunması: Vücut aktivitesi genellikle gün boyunca artmaktadır.Tıptaki homoestaz nosyonu,fizikteki termodinamik denge ilkesine benzer şekilde,bu artışa karşıt denge sağlayacak azalmış aktivite sürelerinin bulunacağını varsaymaktadır.Bu özel süre normal olarak gece ortaya çıkacaktır.Vücudun enerji tüketimini ölçebileceğimiz için bu teoriyi destekleyecek iyi bir sav bulunmaktadır.Gerçektende.geceleri enerji tüketimi %5 ila %2.5 oranında özellikle yavaş dalga uykusu sırasında azalmaktadır.Böylece bu uykunun varsayılan fonksiyonlarından ilkini belirlemektedir:enerji dengesinin korunması. 2.Onarım teorisi: Bir önceki teoriden karmaşık olan bu teori,klinik,endokrin,biyolojik yada immünolojik faktörlerin değerlendirildiği birleştirici bir model yaratmaya çalışmaktadır. Bu modeli destekleyen ilk kanıt anabolizma/katabolizma döngüsü incelemelerine dayanmaktadır.Gün boyunca vücut katabolizma durumundadır ve oksijen tüketimi artmıştır.Gece ise oksijen tüketimi azalmakta ve anabolizma artmaktadır.Böylece,düşük düzeyli tüketim ve yüksek düzeyli anabolizmanın birleşik etkinliği sonucunda,gece boyunca protein düzeyi onarılmaktadır.İkinci olarak,büyüme hormonu(GH) temel olarak gece anabolik dönem boyunca salgılanmaktadır. Bu iki modelin hiç biri gündüz dinlenip gece boyunca uyanık kalan hastaların kendilerini diğerlerinden hala kötü hissetmelerinin nedenini tam olarak açıklamamaktadır.Daha birleştirici bir model için,uykuyu daha geniş bir bağlamda ele almak gerekmektedir: Sirkadien ritm: Sirkadien ritmin bir parçası olarak uyku. Gece çalışan kişilerin gündüz eve döndükten sonra uykuya dalmakta büyük güçlük çektikleri oldukça iyi bilinmektedir.Yalnızca enerji korunması ya da onarım teorileriyle bakılacak olursa,bu durumun anlaşılması oldukça güçleşmektedir.Doğrusu,gece boyunca uyunsun ya da uyunmasın,bizim bir içsel ritmimiz bulunmaktadır ve gündüz,vücut ısısı, adrenalin ve genel uyanıklık hali artma safhasında olacaktır(Weterhouse,1993).Bu durum gündüz uyumanın neden zor olduğunu ve homeosotaz(vucudun dengesinin sağlanması) onarımının neden daha az etkili olduğunu açıklamaktadır.Belli bir uyum süresinden sonra,gece çalışan kişiler daha kaliteli bir uykuya sahip olmaktadır,ancak bu yinede gündüz çalışanların uykuları kadar iyi değildir.Bu özel nokta,depresyon sırasında uyku bozukluklarını ele aldığımızda daha fazla vurgulanacaktır. Depresif hastaların belli bir kısmında uyku süresi,normal bireylerin uyku süresine oldukça yakındır.ancak sirkadien ritm tamamen bozulmuştur(örneğin,sabahın erken saatlerinde uykuya dalmakta,saat 11’e ya da öğleye kadar uyumakta ve öğlenden sonra geç saatlerde yine kısa bir süre daha uyumaktadırlar) ve bunun sonucunda,gün boyunca kendilerini yorgun hissetmekte ve her geçen gün yorgunlukları daha da artmaktadır. |
|
Uyku ve Uyku Bozuklukları

İstatistikler
Content View Hits : 330522Diğer Sitelerimiz
Depresyon Hakkında Her Şey
RehaCom Hakkında Her Şey
Panik Bozukluk Hakkında Her Şey










