Konversiyon Bozukluğu (Histeri) PDF Yazdır ePosta
Uyku ve Uyku Bozuklukları

1. VE 2. NÖRON TUTULMASINDAN NASIL AYIRT EDİLİR?

(Beyin ve omurilik  hastalıklarıyla konversiyonun karşılaştırılması)

SARA (EPİLEPSİ) HASTALIĞINA BAĞLI BAYILMA İLE KONVERSİF BAYILMA NASIL AYIRT EDİLİR?

KONVERSİYON NEDİR?

Otto Fenichel’e göre: “Konversiyon, daha önce bastırılmış içgüdüsel dürtüleri bilinç dışı olarak ve deforme bir biçimde anlatan semptomatik fizik fonksiyon değişiklikleridir.”

Her nevroik semptom, bir içgüdüsel doyumun substitut’sudur (ifadesidir, yerine geçer). Uyarılma ve doyum kendilerini fiziksel bir yoldan belirttiklerinden, konversiyon için karakteristik olan fizik alana sıçrama o kadar şaşılacak bir şey değildir. Bununla birlikte konversiyon semptomları sadece duyguların somatik anlatımları değil, düşüncelerin “organ dilinden” orijinal sözlü dile yeniden çevrilebilecek çok özgün anlatımlarıdır (Nevrozların Psikoanalitik Teorisi, Otto Fenichel)

Başka bir söylemle, konversiyon nevrozunda genellikle hareket ve duyu organlarında organik bir temele dayanmayan fonksiyon yitimi, azalması ya da çoğalması söz konusudur. Bu fonksiyon bozukluğu semptomları, bilinen herhangi bir fizik bozukluk veya fizyopatolojik mekanizmalarla açıklanamazlar.

DSM-III-R (DSM-: Amerikan Psikiyatri Birliğinin Psikiyatrik Hastalıkları Sınıflama-Kategorize Etme Sistemi) sınıflamasında konversiyon bozukluğu, “Somotoform Bozukluklar” başlığı altında incelenmiştir. Konversiyon belirtilerinin yoğun olarak bulunduğu “Somatizasyon Bozukluğu” (Briquet Sendromu) da bu başlık altında mütalâa edilmiştir.

KLİNİK TANI ÖLÇÜTLERİ

Vücut fonksiyonlarının bir vücut hastalığı düşündürecek bir şekilde bozulmaları veya kaybolmaları.

Psikososyal bir yüklenme-zorlanma ile belirtilerin başlaması veya alevlenmesi arasında bir zaman ilişkisi olması nedeniyle psikolojik etmenlerin belirtilerle nedensel bir ilişkisi olduğuna hüküm verilir.

Kişi bu belirtilerin oluşumunda bilinçli değildir.

Belirtiler, kültürel bir sığınma davranışı şeklinde bir cevap teşkil etmezler ve gerekli, uygun tetkikler sonunda bilinen bir vücut hastalığıyla açıklanamazlar.

Belirtiler sadece ağrı veya cinsel fonksiyonlarda bir bozukluktan ibaret değildirler.

TARİHÇESİ

Konversiyon bozukluğu, psikiyatrik hastalıkları sınıflandırmadan önce, son yıllara kadar “histeri” içinde diğer histeri semptomları gibi yerini almıştır. Günümüzde konversiyon tanımı her ne kadar yerine oturmuşsa da, birçok vak’aya genelleme yapılarak konversiyon denmektedir.

Histeri, psikiyatride tarihsel, teorik ve pratik yönden üzerinde çok çalışılmış bir sendromdur. Histeri, adını Yunanca’da “uterus” (anne rahmi) anlamına gelen “hysteron” kelimesinden almıştır. Hippokrat’tan 16. Yüzyıl’a kadar (Platon, Galenus, Calse, İbn-i Sina) histeri, “uterusun isteklerinin neden olduğu bir hastalık” olarak tanınmıştır.

16. Yüzyıl’a kadar histeri, “yalnız kadınlara ait bir hastalık” olarak kabul edilirdi; kadın genital organlarının bu hastalığa yol açtığına inanılırdı:

“Çocukları olmayan kadınlarda, iki adneksiyle (tüpler) ‘acayip bir canavar’a benzeyen uterus, böyle atıl kalmasına çok kızar ve yerinden kalkarak kadın bedeninde dolaşmaya başlar, bir yere yerleşir ve belirtiler oluştururdu.”

Hippokrat’tan önce ise, Batı dünyası, dogmatik inançlar yüzünden histeri dahil ruhsal hastalıkları doğaüstü güçlere ve büyüye bağlamıştı. Bu hastalar, şeytana tutulduklarına inanıldığı için “büyücü” kabul ediliyor ve Orta Çağ’da diri diri yakılıyorlardı.

17. Yüzyıl’dan sonra tanınmış İngiliz hekimlerinden Sydenham, 18.Yüzyılda bütün süregelen hastalıklar arasında en sık görülenin histeri olduğunu belirtmişti. Sydenham, histerinin erkeklerde de görüldüğüne ve birçok klinik sendromu taklit edebileceğine dikkat çekmişti.

19. Yüzyıl’ın ikinci yarısında Fransız nöroloğu Charcot’un ilgisiyle histeri üzerinde bilimsel incelemeler çağı açılmış oldu. Charcot, histerinin çocuklar dahil her iki cinste de görülebileceğini söylemiş ve bunun ruhsal bozukluk olduğuna dikkat çekmişti; ayrıca hipnozla histerik belirtilerin ortaya çıkarılabileceğini ve telkinle belirtilerin ortadan kalkacağını göstermişti.

Charcot’tan sonra, Brenheim, Babinski, P. Janet, Brauer ve S. Freud, araştırmalarıyla histeri hakkındaki bugünkü bilgilerimizin temellerini attılar.

Babinski’nin histeri tanımlaması, bu hastalığın araştırılmasına ışık tutmuştur. Babinski, histeriyi “belirtileri telkinle ortaya çıkan ve telkinle kaybolan somatik ve psişik çeşitli belirtiler topluluğu” olarak tanımlamıştır ve histeriye “telkin nevrozu” anlamına gelen “pithiatizme” adının verilmesini önermiştir. Gerçekten, sonraki araştırmalar göstermiştir ki, telkin, histeride çok önemli bir özelliktir. Telkin, histerinin birçok yönünü açıklar; örneğin histerinin taklit etmediği hastalık yoktur; ayrıca histerik hastaların belirtileri, hastanın sosyal ve entelektüel durumuna, zamana ve mekâna göre çok değişik şekillerde görülür.

Kretchmer’in histeri tanımlaması da, histerinin anlaşılması açısından önemlidir. Kretchmer, histeriyi “yüksek psişik fonksiyonların yeterli derecede olgunlaşmamış veya iyi gelişmemiş olduğu kimselerde içgüdüsel dürtülerin iyi kontrol edilememesinden doğan bir hastalık” olarak tanımlamıştır. Histerik hastaların psişik veya fiziksel travmalar karşısında irade ve muhakemeleri yerine içgüdüleri doğrultusunda hareket ettiklerini ve problemlerle savaşmak ve çözümlemek yerine hastalığa sığındıklarını ifade eden Kretchmer, normal zekâya sahip bu insanların yanında, normalin altında zekâsı olan, utangaç, ürkek ve heyecanlı kişilerde de histerinin sık görüldüğünü yazmıştır.

HİSTERİNİN SEBEPLERİ

Bugün en kabul gören histeri etyolojisi, Freud tarafından ortaya atılmıştır. Freud, bütün nevrozların temelinde intrapsişik (içsel) bir çatışmanın ve bunun doğurduğu bunaltının yattığını söylemiştir. Bu bunaltının giderilmesi de ego savunma mekanizmalarıyla gerçekleşmektedir. Histeri etyolojisi psikodinamik görüşe göre açıklandığında, çatışma-bastırma-stres-anksiyete-savunma mekanizmaları döngüsü ile nevroz patogenezini hatırlamak gerekiyor.

Histeride kaynağını çocukluk dönemlerinden alan içsel bir çatışma vardır. Bireyin, ifadesi ve doyurulması olası bulunmayan bir dürtüsü (id’de) vardır. Bu dürtünün gerçekleşmesi süperego baskıları veya gerçeklik ilkeleri ile yasaklanmıştır. Herhangi bir nedenle bu dürtü kamçılandığında, ego bunu bastırmak için bastırma mekanizmasını harekete geçirir. Yasak dürtünün baskısı ego tarafından bir tehlike olarak algılanacaktır. Yaşam süresince, tehlikeler yalnız çevreden olmayıp bazı düşünceler, duygu ve ihtiyaçlar birer tehlike kaynağı oluştururlar. Genellikle bilinç dışına itilmiş durumda bulunan bu tehlike, etkinliğini bilinç dışı kurallarına uygun biçimde sürdürür ve kişinin davranışlarını etkileyerek sürekli çatışmalara neden olur.

Histerik kişide yasak dürtülere karşı devamlı bir represyon zorunluluğu vardır. Bu dengeyi dürtü lehinde bozan herhangi bir stres karşısında, represyon yetersiz kalır ve hasta diğer savunma mekanizmalarını harekete geçirir. Histerik nevrozda ya konversiyon ya da dissosiasyon mekanizmaları harekete geçer. Konversiyon mekanizmasıyla çatışma, bunun neden olduğu gerginlik ve anksiyete, somatik bir fonksiyon bozukluğuna döndürülmektedir (konversiyon). Ortaya çıkan somatik belirtilerin özel sembolik anlamları vardır. Örneğin kollarda felç, saldırma, öldürme dürtüsünü ya da mastürbasyonu simgeleyebilir.

Histerik belirti, bir çatışmayı simgeler ve anksiyeteyi (bunaltıyı) önler; yani çatışmanın doğurduğu bunaltı histerik belirtiyle önlenir. Buna “birincil kazanç” adı verilir. Hasta bir çatışmadan, bunaltıdan kurtulmuştur; onun yerine bir organda fonksiyon yitimi olmuştur.

İşte, Charcot’un tanımlamış olduğu “güzel aldırmazlık,” yani belirtiye karşı aldırmazlık, hatta hoşnutluk durumunu, konversiyon mekanizmasının sağlamış olduğu bu birincil kazançla anlayabiliriz. Birincil kazancın yanı sıra konversiyon histerisinde çok zaman ikincil kazançlar da vardır. Bunlar, hastanın belirtileri yüzünden gördüğü ilgi, bakım, taviz, işten ve sorumluluktan uzak kalma gibi kazançlardır. Ancak şunu unutmamak gerekir ki, hem birincil hem ikincil kazançların sağlanması bilinç dışıdır ve bu kazançlar dolayısıyla hastayı suçlama, oyun yapıyor kanısıyla ona kızma tümden yanlıştır.

Freud’a göre, bilinç dışında tutulan ya da konversiyonla yenilen çatışmaların neler olduğu, bu çatışmanın hangi dürtüler ve ihtiyaçlardan kaynaklandığı yine Freud’un psikanalitik kuramında açıklanmıştır. Klâsik psikanalitik kuramda bu çatışma, özgül olarak çözülememiş “Oedipus karmaşası”dır. Histerik, fallik dönemde saplanmış ya da bu döneme gerileme zorunda kalmış kişidir. Bu yüzden sevgi nesnesi, çocukluktan kalma hayalî bir sevgi nesnesidir. Bu, hiçbir şekilde ve hiçbir zaman elde edilemeyecek bir nesnedir. Bu nesneye doğru yöneltilen dürtü, bütün toplumlarda var olan “ensest” kuralıyla karşı karşıyadır.

Bu psikanalitik açıklamaya karşılık, histeriyi bir beyin patolojisiyle açıklamaya çalışanlar da vardır. Meselâ Charcot, topladığı histeri vak’alarının yaklaşık yüzde 40 kadarının aslında temporal epilepsi olduğunu ifade etmiştir; histerik belirtilere yol açan nöronal yol ve mekanizmalar ile temporal epilepsiye neden olan nöronal yolların çakışmasından birçok epilepsi vak’asının histeri gibi algılandığını vurgulamıştır.

Bazı araştırıcılar da, histeriyi öğrenme ve şartlandırma kuramlarına göre açıklamaya çalışmışlardır. Bu araştırmacılar, söz konusu kişilerin yakınlarındaki histerik hastaların semptomlarını taklit ettiklerini ve ikincil kazançlardan dolayı bunu sürdürdüklerini söylemektedirler.

HİSTERİK KİŞİLİK YAPISI

Histerik belirtiler genellikle bir nörotik kişilikte görülür. Histerik kişilik hakkında görüşler çok farklıdır. Dupre, Brenheim, Babinski ve Janet’in etkisiyle gelişen Fransız okulunun Henri Ey tarafından özetlenen tanımlamasına göre, histerik kişilikte şu özellikler bulunmaktadır:

Değişken ruhsal yapı (psikoplastite): Kesin bir kimliğin gelişmemiş olması nedeniyle kişinin kolay etki altında kalan bir birey olması, telkine yatkın olması.

Yalan uydurma eğilimi (mitomani): Dupre’nin tanımladığı bu özellik, histerik kişinin rol yapma, yalan uydurma ve hastalığa yatkınlık, taklit etme eğilimidir.

Cinsel düzensizlik: Histerikler genel olarak cinselliğe karşı düşkün olmaktan çok cinsel alanda derin kısıtlanışları ve düzensizlikleri olan kişilerdir.

Alman ruh hekimi Kretchmer, histerik kişiliği iki kümede tanımlamaktadır:

a) Normal zekâsı bulunan, fakat duyguları bakımından çocuksu kalmış, bencil, ilgi çekmeye meraklı, hassas, alıngan, kaprisli, duygularında aşırılıklar gösterme ve rol yapma özellikleri olan kişi.

b) Normalin altında zekâsı olan, utangaç, ürkek ve heyecanlı kişi.

KONVERSİYON BOZUKLUĞUNDA KLİNİK

Daha önce de temas ettiğimiz gibi, konversiyon semptomları birçok fiziksel hastalığın semptomlarını taklit ederler. Bu yüzden ayırıcı teşhiste zaman zaman büyük sorunlar çıkar.

Konversiyon nevrozunda hastanın tipik somatik belirtisinin dışında genel görünüm ve davranışında dikkati çeken çok özel bir durum yoktur. Ancak bazı histerik hastalarda, davranışlarda ve özellikle klinik belirtilerde bir miktar yapaylık ve abartılıyormuş görünümü olabilir. Bu görünüme fazla önem vermemek gerekir. Çünkü bu yapaylık izlenimi yüzünden hastanın hastalığı bilinçli olarak oluşturduğu sanılır ve hastayı anlamak güçleşir.

Konuşma ve ilişki kurabilme: Konuşma genellikle normaldir; fakat ses kısılması (afoni), konuşamama (mutizm) oldukça sık görülen belirtilerdir. Hasta fısıltı, işaret ya da yazı ile iletişim kurar. Bazen konuşmada hiçbir nörolojik bir bozukluğa bağlı olmayan heceleme kusurları ve dizartri olabilir. Daha seyrek olarak da çocuksu, peltekleyerek, kekeleyerek ya da bir çocuğu taklit edercesine konuşma bozuklukları görülebilir.

Duygulanım: Çeşitli organ fonksiyon bozukluklarına karşı duygulanım açısından bununla uyuşmayan, hatta memnuniyet ifade eden “güzel aldırmazlık” dikkati çekebilir. Her hastada bunu göremeyebiliriz. Yürüyemeyen, bacakları tutmayan genç bir kız tatlı bir gülümseyişle: “Yürüyemiyorum, ayağım tutmuyor.” diyebilir. Bazı hastalarda ise anksiyete ve depresyon görülebilir. Bazı hastalarda da duygusal oynaklıktan söz edilebilir. Seyrek olarak gülme ve ağlama nöbetleri geçiren hastalar vardır.

Bilişsel (kognitif) yetiler: Kognitif fonksiyonlarda genellikle bozukluk yoktur. Bu hastalar kendilerini üzen, inciten, zedeleyen olayları anlatmaktan çekinirler ya da bu tür olayları çok kolay unuturlar. Yani bunaltı verici olayların anısı yerine somatik belirtiler geçmiştir. Disossiyatif nevroz türünde kognitif fonksiyonlarda bozukluklar görülebilir.

Fizikî ve fizyolojik belirtiler: Konversiyon nevrozunda en önemli belirtiler üç ana başlık altında toplanabilir:

a) Motor belirtiler.

b) Duyu belirtiler.

c) Nörovejetatif belirtiler.

a) Motor belirtiler:

Astazi (ayakta duramama), abazi (yürüyememe), kasılmalar, ayaklarda ve kollarda güç azalması, felçler, tikler, mutizm, afoni (ses çıkaramama), boğazda tıkanma hissi (globus histerikus), idrar tutukluğu. Motor belirtilerden en sık karşılaşılanlar felçler olup bunlar hemipleji, parapleji, monopleji biçiminde olabilir. Histerik felçlerde herhangi bir organik patoloji bulunmadığı için nörolojik muayenede de bir bozukluk saptanmaz.

b) Duyu belirtileri:

Ağrılar, hiperestezi, hipoestezi, anestezi, histerik sağırlık, körlük, koku alamamak gibi belirtiler temel duyu bozukluklarını oluştururlar.

c) Nörovejetatif belirtiler:

Globus histerikus, kusmalar, öksürük, hıçkırık, hava yutma (aerofaji), öğürmeler, geğirmeler, yalancı gebelik gibi belirtiler görülebilir. Bir hasta patlayıcı bir şekilde yüksek sesle geğirmiş ve kendisi bu belirtiyi: “Sanki makinalı tüfek gibi geğiriyorum.” diyerek tanımlamıştı. Bu tanımlama, belirtinin altında yatan saldırganlık dürtüsünü ele vermektedir.

DİĞER KONVERSİF BELİRTİLER

Nöbetler

Gülme ağlama nöbetleri görülebilir. Bu esnada idrar kaçırma, siyanoz, dil ısırma, kendini yaralama veya tam bilinç kaybı izlenimi olabilir. Bu nöbetlerin özelliği, kas tonusunun bozulmamış oluşudur (me-selâ yüz hizasında bırakılan kol ya yüze çarpmaz veya hafifçe dokunur). Genellikle dramatik bir biçimde başlar. Hasta yalnızken enderdir. Eğer hasta hızla oturtulursa nöbet düzelebilir.

Epileptik hecmelere benzer bayılmalar ve krizlerde hastada hakikî epilepsi krizinde görüldüğü gibi ritmik, tonik ve klonik hareketler yerine kol ve bacaklarla beraber gövdenin gelişigüzel, biçimsiz, kaba bir şekilde çırpınmaları, kıvrınmaları görülür. Bu nöbetlerde genellikle hastanın bayılıp yere düşerken ve bu kaba hareketler sırasında dilini nadiren ısırdığı, sfinkter kusuru göstermediği, kendisini incitmediği gözlenir. Ayrıca haki-kî epilepsi hecmelerinden daha uzun süren bu bayılma ve çırpınmalar bittiği zaman hasta bir şuur bulanıklığı olmadan uyanır. Bazen de gülme veya ağlama ile ayılır. Ayrıca bu bayılma nöbetleri genellikle ileri bir derecede bir psikolojik yüklenme ortamında gelişir ve aniden ortaya çıkar.

Bilinç kaybı

Genellikle tam bilinç kaybı olmaz. Tek ekstremitenin bir bölümünün paralizisi veya hemipareziler sık görülür. Bunlarda patolojik (anormal) refleksler yoktur. Taban cildi refleksi planterdir. DTR’lerde (kol, bacak reflekslerinde) artma veya azalma olabilir (abartma olabilir, bozukluk yok). Felç olan ekstiremite (kollar-bacaklar), pasif hareketlere çok az direnç gösterir, fakat yer çekimine karşı koyar. Zorlayıcı hareketlere karşı hemen direnç oluşur. Jeneralize kas rijiditesi sık görülür ve hasta tutulmaya çalışılırsa ve hasta epilepsi benzeri nöbet geçiriyorsa konvulsif hareketler artabilir. Epilepside ise tam tersi görülür.

Konversiyonda, bilinçte çözülme olabilir. Unutmalar (amnezi), katalepsi, somnanbulism, çoğul kişilik, psödo psikoz gibi...

Teşhis

Konversiyon histerisinde organik belirtileri açıklayan organik bulguların olmaması ve hastadaki güzel aldırmazlık belirtisinin olması teşhisi kolaylaştırırsa da, kimi durumlarda en tecrübeli hekimi bile şaşırtacak karışık belirtiler olabilir. Bunun için iyi bir fizik ve nörolojik muayenenin yanı sıra yoğun ruhsal gözlem ve hastanın kişiliğinin araştırılması son derece önem taşır. Kimi hastalarda hipnoz ya da narko analiz ile ayırıcı teşhis yapılabilir.

Konversiyon bozukluğunun teşhisinde ayrıca göz önünde tutulması gerekenler şunlardır:

Belirti birdenbire bir stresin ardından ortaya çıkar.

Çoğu kez öyküde benzer veya farklı bir konversiyon bulgusu vardır.

Bağımlı, histirionik, antisosyal ve pasif-agresif kişilik bozukluklarında sık görülür.

Orta derecede anksiyete ve depresyon olabilir.

Belirtinin sağladığı ikincil kazanç anlaşılabilir. Meselâ felç olmuş bir asker tetiği çekemez, görevden kurtulur. Bariz ve ileri derecede bağımlılık ihtiyacında olan birisi, eşinin çıkıp gitmemesi için bütün bacak hareketlerini normal olarak yapabildiği hâlde yürüyemez veya ayakta duramaz.

Hastalar muayenede işbirliği yapıyor görünseler de genellikle isteyicidirler, immatürdürler, sığ ve bağımlıdırlar.

Labella indiferans görülebilir. Konversiyon bozukluğunun nörolojik belirtileri organik nedenlilerin tersine değişken, tipik anatomik yerleşime uygun olmayan belirtilerdir. Nörolojik kaynaklı duyu yitimi bir dermatoma uyar. Konversiyon histerisinde ise sinir yolunu izlemez. Genellikle çorap-eldiven biçiminde anestezi olursa da DTR’ler azalmış veya kaybolmuştur. Başın tepesinden ayak ucuna kadar bedenin bir yarısını veya tümünü kaplayan duyu yitimi herhangi bir nörolojik bozukluğa uymaz.

Ayırıcı teşhis

Bedensel yakınmaları olan hastalarda, organik hastalığı ruhsal hastalıktan ayırmak gerekir. Bedensel belirtinin organik nedeninin bulunmamış olması o hastaya konversiyon bozukluğu tanısını koydurmaz.

Bedensel belirtileri olup özgül tanı koyulamayan durumlarda aşağıdaki tanılar düşünülmelidir:

İzleme çalışmaları, konversiyon reaksiyonu tanısı konmuş hastaların yüzde 15-30’unda organik hastalığın var olduğunu ortaya çıkarmıştır. Organik belirtiler, konversiyon bozukluğa uyar görünümde olabilir veya yatkın olan hastalarda ruhsal bozuklukların gelişimine neden olabilir. S.S.S(santral sinir sistemi). hastalığı olan bazı kişilerde konversiyon belirtileri görülme ihtimali yüksektir. Bu nedenle “yalancı pozitif histerikler” olarak tanımlanabilecek hastalarda aşağıdaki hastalıklar düşünülmelidir:

S.S.S. hastalıkları: Özellikle epilepsi, multipl skleroz kontüzyon sendromu, S.S.S. enfeksiyonları (ensefalitler), demans beyin tm’leri ve CA’danlar.

Dejeneratif hastalıklar: Kas-iskelet ve bağ dokusunun hastalıkları olan SLE, PAN, Rom Artritin erken dönemleri, myestenia gravis.

Diğer: Sifiliz, tüberoskleroz, hiper ve hipotiroidizm, hiperparatiroidizm, porfiria, hipoglisemi, duodenum ve safra kesesi hastalıkları, pankreas hastalıkları.

Şimdi de bazı konversif belirtilerin niteliklerine göz atalım.

Astasia-Abasia: Garip ve abartılmış görünümde konversiyon ataksisinde zaman zaman düzelmeler görülür. Hasta duvar veya insana yakın yerlere doğru düşer. Dramatik görünümüne karşın ender olarak yaralanır.

Konversiyon körlüğü: Bulanık görme, çift görme, tam körlük veya parçalı görme olabilir. Parlak ışığa tepki (EEG ile kontrol edilebilir), birden göze yaklaştırılan nesnelerden kaçınma davranışı konversiyon tanısında ipuçlarıdır.

Konversiyon sağırlığı: Çift taraflıdır. Kulak muayenesi ve odiyolojik testler normaldir. Kemik iletimi bozuk olmadığı hâlde Rinne ve Weber testinde hasta işitmediğini söyler. Nörolojik çift taraflı sağırlık her iki temporal lobu tutan bir lezyonda olabilir ve odiyolojik testlerde bozuktur. Her iki iç kulağa ait bozuklukta da çift taraflı işitme kaybı olabilir. Testler bozuktur.

Organik kökenli felçler ile konversiyon nevrozuna bağlı felçler arasında ayırım:

I.Nöron Tutulumu                 II.Nöron Tutulumu                                    Konver.nevrozunda

Beyinsel kökenli:

Beyin veya omuriliktedir.         Omurilikten çıkan motor sinirlerde.              Psikolojik

                                            

Refleksler:                                                                                            

DTR’ler artmış,                       DTR’ler azalmış veya kaybolmuş.               Ref.bozukluk yok.

Patolojik refleks var.               Patolojik refleks yok.                                 Abartma olabilir.

                                                                                                             Patolojik refleks yok.

Sfinkter bozukluğu:                                                                             

Olabilir.                                  Sfinkter boz.olabilir.                                   Sfinkter boz.yok.

Kaslarda:                                                                                             

Spastik felç, kısa sürede         Gevşek felç ve atrofi var.                           Kas ton normal.

atrofi yoktur.                          Fasikülüsyon var.                                      Yapay kasılma olabilir.

                                                                                                             Çok uzun süre

                                                                                                             kullanmaya bağlı

                                                                                                             atrofi olabilir.

                                                                                                             Fasikül.yoktur.

Güzel aldırmazlık:                                                                                

Yok.                                      Güz.al.yoktur.                                            Çoğu kere güzel

                                                                                                             aldırmazlık vardır.

 

 

Epileptik (sara) ve konversif bayılmaların ayırımı:

 

Epileptik bayılma nöbeti                                        Konversif bayılma nöbeti

Ortaya çıkaran etken:                                             

Neden olmayabilir. Alkol, ilâç,                                  Psiko-sosyal yüklenme, stres.

kesilmesi: Bazen fizik

ve ruhsal stres.

Süre:

2-3 dakika kadardır.                                                  10-20 dakika veya saatlerce

Düşme biçimi:

Aniden, tehlikeli olabilir.                                           Genellikle yer ve zaman seçimi var.

Çığlıkla düşme olabilir.                                             Düşüş tehlikeli değildir. Sıkıntı ve

                                                                              hipervantilâsyonla düşme sıktır.

Düşme yeri:

Herhangi bir yer.                                                      Genellikle insanlar önünde

Korunma olmaz                                                       görülecek şekilde korunarak düşülür.

Altına kaçırma:

Olabilir.                                                                   Genellikle yoktur.

Yaralanma-Dil ısırma:

Olabilir.                                                                   Dil ısırması olmaz. Dudaklarını,

                                                                              ellerini, çevresindekileri ısırır.

Gelme zamanı:

Günün herhangi bir saatinde                                     Genellikle psikolojik bir stresten

olabilir. Uykuda gelebilir.                                          sonra ve diğer kişiler varken olur.

Uykuda gelen bir nöbet                                            Uykuda görülmez.

epilepsiyi düşündürür.

Nöbet sırasında:

Anî bilinç yitimi var.                                                 Bilinç yitimi olabilir, olmayabilir.

Ağrılı uyaranlara cevap yok.                                     Konuşulanları hasta duyup

Kor.ref.alınmaz. Patol.ref.alınır.                                hatırlayabilir. Nöbet sırasında

Nöbet ardından uyku ve                                           konuşabilir. Genellikle ağrılı

konfüzyon olur. EEG genelde                                   uyarana cevap alınır.

bozuktur.                                                                 Kor.ref.n.pat.r.yoktur.

                                                                              Nöbet ağıtlar, sıkıntılı görünüm

                                                                              ve hareketlerle sonlanır. EEG nor.

HASTAYA YAKLAŞIM VE TEDAVİ

Zorlayıcı yaşam olayları, psikiyatrik bozukluğu olmayan bireylerin bile âcil servise başvurmalarına yol açabilir. Psikiyatrik öyküsü olan veya yatkın kişilerde ortaya çıkabilen konversif belirtiler nedeniyle olayı hafife almak yanlış bir davranıştır. Hastayı olduğu gibi kabul eden ve ona güven telkin eden ön yargısız davranış, hastanın belirtisini, acısını azaltır.

Krizde olan hastaya yardımcı olmak, bu zorlu dönemi benlik değerini yitirmeden geçirmesini sağlamak, hekimin bilinçli ve saygılı tavrına bağlıdır. “Ha, yine mi konversiyon? Hadi hadi, hiçbir şeyin yok senin!” biçimindeki konuşmalar, hatta konversif hastayla uğraşmayı vakit kaybı gibi değerlendirmek, hastayı rol yapıyor diye azarlamak, ona tokat vurmak, hekimlerimizin konversiyon konusundaki bilgisizliğini ve eksikliğini göstermektedir.

Krizde olan veya süreğen konversif semptomları olan hastaya yaklaşırken hekimin şu sorulara cevap araması gerekmektedir:

Şu anda kişiyi sıkıntıya sokan durum nedir? Travma çok belirginse bile bunun hasta için anlamı nedir?

Kişi genel olarak sıkıntıyla nasıl başa çıkmaktadır? Ağır bir yaşam olayı yaşadığı olmuş mudur? Bu yaşantıların sorumlusu ve kaynağı nedir?

Kişiye nasıl yardım edilebilir? Yardımın kabul edilebilmesi için sunumu nasıl olmalıdır?

Hekimin ve hastanın sorunla başa çıkmada kullanabilecekleri kaynaklar nelerdir?

Bu esaslar çerçevesinde, ilk olarak hastanın belirtilerini azaltmak, krize müdahale etmek ve sonra uzun vadeli psikiyatrik tedavi düzenlemek gerekmektedir.

Konversiyon bozukluğunun belirtileri birçok vak’ada şaşırtıcı şekilde kısa sürebilir, birkaç saat içinde kaybolabilir. Anamnez alırken yakın zamanda psiko-sosyal yüklenme ve zorlanmaların olup olmadığı çok iyi sorgulanmalıdır.

ACİL KONVERSİYON VAK’ASI

Çoğu kez çatışmanın merkezi olan aile üyelerinden ayrı bir yere ve bir hemşireyle beraber kalabalıktan uzak bir yere konur.

Doktor, hastayı getirenlerden hastanın öyküsünü ve hastalığını öğrenir.

Eğer konversiyon belirtilerinden hemen önce bir çatışma olmuş ise ve hastanın belirtileri bilinen nöroanatomi, fizyoloji ve patolojiyle çelişiyorsa, karmaşık, uzun muayene ve tahlilleri yapmak gerekmez.

Doktor, hâlen mevcut olan yüklenme-zorlanma durumunda sağduyulu bir yorumlama yaparken, daha erken ve çocukluk gelişim devrelerine ilişkin yorumdan kaçınmalıdır.

Hakikî konversiyon vak’alarının tipik özelliği olan telkin edilebilir olmalarından yararlanarak, doğrudan doğruya veya hipnozla belirtilerin geçeceği telkin edilmelidir.
 
Telik Hakkı © 2014 Open Source Matters. Tüm Hakları Saklıdır.
Joomla! GNU/GPL lisansı altında ücretsiz bir yazılımdır.
 

panik-atak.com

Güle Güle Depresyon

 

Testler

ANksiyete - Panik Testi
Depresyon testi 
Günün Sözü

sonbahar

Okul Fobisi

Sonbahar

İstatistikler

Content View Hits : 2097180

Diğer Sitelerimiz

Panik-Atak Hakkında Her Şey

Depresyon Hakkında Her Şey

 RehaCom Hakkında Her Şey

Panik Bozukluk Hakkında Her Şey